whitewashed history
beyazlanmış tarih
whitewashed narrative
beyazlanmış anlatı
whitewashed image
beyazlanmış görüntü
whitewashed version
beyazlanmış versiyon
whitewashed report
beyazlanmış rapor
whitewashed facts
beyazlanmış gerçekler
whitewashed portrayal
beyazlanmış tasvir
whitewashed culture
beyazlanmış kültür
whitewashed reality
beyazlanmış gerçeklik
whitewashed account
beyazlanmış anlatım
the history book was criticized for being whitewashed.
Tarih kitabı, olayları beyazlatmakla eleştirildi.
many people believe the movie whitewashed the events of the war.
Birçok insan, filmin savaş olaylarını beyazlatmakla eleştirel bir bakış açısı sunmadığını düşünüyor.
his whitewashed version of the story left out crucial details.
Onun hikayenin beyazlatılmış versiyonu önemli detayları atlıyor.
the company's report was whitewashed to avoid bad publicity.
Şirketin raporu kötü tanıtımı önlemek için beyazlatıldı.
critics argue that the documentary whitewashed the issue.
Eleştirmenler, belgeselin konuyu beyazlattığını savunuyor.
she felt the article was whitewashed and lacked depth.
Makalenin beyazlatıldığını ve derinlikten yoksun olduğunu hissetti.
the politician's speech was seen as whitewashed rhetoric.
Politikacının konuşması beyazlatılmış bir retorik olarak görüldü.
some argue that the curriculum is whitewashed to fit a narrative.
Bazıları müfredatın bir anlatıya uyması için beyazlatıldığını savunuyor.
the whitewashed history omitted significant events.
Beyazlatılmış tarih önemli olayları atlıyor.
his explanation felt whitewashed and insincere.
Onun açıklaması beyazlatılmış ve samimiyetsiz gibi geldi.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir