winkled face
buruşuk yüz
winkled shirt
buruşuk gömlek
winkled hands
buruşuk eller
winkled skin
buruşuk cilt
winkled brow
buruşuk kaş
winkled paper
buruşuk kağıt
winkled smile
buruşuk gülümseme
winkled eyes
buruşuk gözler
winkled lips
buruşuk dudaklar
winkled blanket
buruşuk battaniye
her face was deeply winkled from years of laughter.
yüzü yılların kahkahasından derin kırışıklıklarla doluydu.
the old man's winkled hands told stories of hard work.
yaşlı adamın kırışık elleri zorlu işlerin hikayesini anlattı.
she smiled, revealing her winkled eyes.
gülümseyerek kırışık gözlerini gösterdi.
the winkled fabric added character to the dress.
kırışık kumaş elbiseye karakter kattı.
time had winkled the once smooth surface of the table.
zaman, masanın bir zamanlar pürüzsüz yüzeyini kırıştırdı.
his winkled expression showed his concern.
kırışık ifadesi endişesini gösterdi.
the winkled pages of the old book were fragile.
eski kitabın kırışık sayfaları kırılgandı.
she carefully ironed out the winkled shirt.
kırışık gömleği dikkatlice ütüledi.
the winkled map was hard to read.
kırışık harita okuması zordu.
his winkled forehead betrayed his age.
kırışık alnı yaşını ele verdi.
winkled face
buruşuk yüz
winkled shirt
buruşuk gömlek
winkled hands
buruşuk eller
winkled skin
buruşuk cilt
winkled brow
buruşuk kaş
winkled paper
buruşuk kağıt
winkled smile
buruşuk gülümseme
winkled eyes
buruşuk gözler
winkled lips
buruşuk dudaklar
winkled blanket
buruşuk battaniye
her face was deeply winkled from years of laughter.
yüzü yılların kahkahasından derin kırışıklıklarla doluydu.
the old man's winkled hands told stories of hard work.
yaşlı adamın kırışık elleri zorlu işlerin hikayesini anlattı.
she smiled, revealing her winkled eyes.
gülümseyerek kırışık gözlerini gösterdi.
the winkled fabric added character to the dress.
kırışık kumaş elbiseye karakter kattı.
time had winkled the once smooth surface of the table.
zaman, masanın bir zamanlar pürüzsüz yüzeyini kırıştırdı.
his winkled expression showed his concern.
kırışık ifadesi endişesini gösterdi.
the winkled pages of the old book were fragile.
eski kitabın kırışık sayfaları kırılgandı.
she carefully ironed out the winkled shirt.
kırışık gömleği dikkatlice ütüledi.
the winkled map was hard to read.
kırışık harita okuması zordu.
his winkled forehead betrayed his age.
kırışık alnı yaşını ele verdi.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir