certain scents can be powerful arousers of memory and emotion.
bazı kokular hafıza ve duygu için güçlü uyandırıcılar olabilir.
horror movies are common arousers of fear in audiences.
korku filmleri, izleyicilerde korku uyandıran yaygın bir faktördür.
the documentary serves as an arouser of public awareness about climate change.
belgesel, iklim değişikliği konusunda kamuoyunun farkındalığını uyandıran bir faktör olarak hizmet ediyor.
bright lights can be unexpected arousers of migraines in some people.
parlak ışıklar, bazı insanlarda beklenmedik bir şekilde migrenleri tetikleyebilir.
political speeches often act as arousers of national sentiment.
siyasi konuşmalar genellikle ulusal duyguları harekete geçiren bir faktör olarak işlev görür.
the novel proved to be a significant arouser of social debate.
roman, önemli bir sosyal tartışma uyarıcısı olduğu kanıtlandı.
caffeine is one of the most effective arousers of mental alertness.
kafein, zihinsel uyanıklığı uyandıran en etkili faktörlerden biridir.
certain music can be intense arousers of romantic feelings.
bazı müzikler yoğun romantik duyguları uyandıran bir faktör olabilir.
the controversial artwork became an arouser of heated controversy.
tartışmalı sanat eseri, yoğun tartışmaların uyarıcısı haline geldi.
historical monuments often serve as arousers of patriotic emotion.
tarihi anıtlar genellikle yurtseverlik duygusunu uyandıran bir faktör olarak hizmet eder.
spicy foods are known arousers of appetite and thirst.
baharatlı yiyecekler iştahı ve susuzluğu uyandıran bilinen faktörlerdir.
the coach's words were powerful arousers of team motivation.
antrenörün sözleri, takım motivasyonunu uyandıran güçlü bir faktördü.
online advertisements have become effective arousers of consumer desire.
çevrimiçi reklamlar, tüketici isteğini uyandıran etkili bir faktör haline geldi.
certain scents can be powerful arousers of memory and emotion.
bazı kokular hafıza ve duygu için güçlü uyandırıcılar olabilir.
horror movies are common arousers of fear in audiences.
korku filmleri, izleyicilerde korku uyandıran yaygın bir faktördür.
the documentary serves as an arouser of public awareness about climate change.
belgesel, iklim değişikliği konusunda kamuoyunun farkındalığını uyandıran bir faktör olarak hizmet ediyor.
bright lights can be unexpected arousers of migraines in some people.
parlak ışıklar, bazı insanlarda beklenmedik bir şekilde migrenleri tetikleyebilir.
political speeches often act as arousers of national sentiment.
siyasi konuşmalar genellikle ulusal duyguları harekete geçiren bir faktör olarak işlev görür.
the novel proved to be a significant arouser of social debate.
roman, önemli bir sosyal tartışma uyarıcısı olduğu kanıtlandı.
caffeine is one of the most effective arousers of mental alertness.
kafein, zihinsel uyanıklığı uyandıran en etkili faktörlerden biridir.
certain music can be intense arousers of romantic feelings.
bazı müzikler yoğun romantik duyguları uyandıran bir faktör olabilir.
the controversial artwork became an arouser of heated controversy.
tartışmalı sanat eseri, yoğun tartışmaların uyarıcısı haline geldi.
historical monuments often serve as arousers of patriotic emotion.
tarihi anıtlar genellikle yurtseverlik duygusunu uyandıran bir faktör olarak hizmet eder.
spicy foods are known arousers of appetite and thirst.
baharatlı yiyecekler iştahı ve susuzluğu uyandıran bilinen faktörlerdir.
the coach's words were powerful arousers of team motivation.
antrenörün sözleri, takım motivasyonunu uyandıran güçlü bir faktördü.
online advertisements have become effective arousers of consumer desire.
çevrimiçi reklamlar, tüketici isteğini uyandıran etkili bir faktör haline geldi.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir