whitened teeth
beyaz dişler
whitened skin
beyaz ten
whitened paper
beyaz kağıt
whitened laundry
beyaz çamaşırlar
whitened smile
beyazlatılmış gülümseme
whitened walls
beyaz duvarlar
whitened hair
beyaz saç
whitened nails
beyazlatılmış tırnaklar
whitened fabric
beyaz kumaş
whitened background
beyaz arka plan
the sun whitened the snow on the ground.
güneş, yerdeki karı beyazlattı.
her teeth were whitened after the treatment.
tedavi sonrası dişleri beyazladı.
the shirt had been whitened by bleach.
şapşal ile beyazlatılmıştı.
the walls were whitened to brighten the room.
odayı aydınlatmak için duvarlar beyazlatıldı.
the artist used a whitened palette for the painting.
ressam, tablo için beyaz bir palet kullandı.
the sky whitened as the storm approached.
fırtına yaklaştıkça gökyüzü beyazladı.
her hair had whitened over the years.
saçları yıllar içinde beyazladı.
he whitened his shoes before the big event.
büyük etkinlikten önce ayakkabılarını beyazlattı.
the pages of the book had whitened with age.
kitabın sayfaları yaşla beyazladı.
the landscape was whitened by the morning fog.
manzara sabah sisiyle beyazladı.
whitened teeth
beyaz dişler
whitened skin
beyaz ten
whitened paper
beyaz kağıt
whitened laundry
beyaz çamaşırlar
whitened smile
beyazlatılmış gülümseme
whitened walls
beyaz duvarlar
whitened hair
beyaz saç
whitened nails
beyazlatılmış tırnaklar
whitened fabric
beyaz kumaş
whitened background
beyaz arka plan
the sun whitened the snow on the ground.
güneş, yerdeki karı beyazlattı.
her teeth were whitened after the treatment.
tedavi sonrası dişleri beyazladı.
the shirt had been whitened by bleach.
şapşal ile beyazlatılmıştı.
the walls were whitened to brighten the room.
odayı aydınlatmak için duvarlar beyazlatıldı.
the artist used a whitened palette for the painting.
ressam, tablo için beyaz bir palet kullandı.
the sky whitened as the storm approached.
fırtına yaklaştıkça gökyüzü beyazladı.
her hair had whitened over the years.
saçları yıllar içinde beyazladı.
he whitened his shoes before the big event.
büyük etkinlikten önce ayakkabılarını beyazlattı.
the pages of the book had whitened with age.
kitabın sayfaları yaşla beyazladı.
the landscape was whitened by the morning fog.
manzara sabah sisiyle beyazladı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir