disheveling hair
dağınık saçlar
disheveling clothes
dağınık giysiler
disheveling look
dağınık görünüş
disheveling winds
dağınık rüzgarlar
disheveling effects
dağınık etkiler
disheveling style
dağınık stil
disheveling moment
dağınık an
disheveling experience
dağınık deneyim
disheveling appearance
dağınık görünüm
disheveling situation
dağınık durum
her disheveling hair caught everyone's attention.
dağınık saçları herkesin dikkatini çekti.
the storm left the garden in a disheveling state.
fırtına bahçeyi dağınık bir halde bıraktı.
he walked in, disheveling his clothes as he rushed.
acele ederken dağınık bir halde içeri girdi.
the child was disheveling his toys all over the floor.
çocuk oyuncaklarını bütün odaya saçarak dağınık bir hale getirdi.
she had a disheveling effect on the neat room.
düzenli odayı dağınık hale getirdi.
his disheveling appearance surprised everyone at the party.
dağınık görünümü partide herkesi şaşırttı.
the wind was disheveling her dress as she walked.
yürürken rüzgar elbisesini dağınık hale getiriyordu.
disheveling the papers on the desk, he searched for the report.
masadaki kağıtları dağınık hale getirerek raporu aradı.
her disheveling laughter filled the room with joy.
neşeli kahkahaları odayı sevince boğdu.
he had a disheveling effect on the carefully arranged plans.
dikkatlice hazırlanmış planları bozdu.
disheveling hair
dağınık saçlar
disheveling clothes
dağınık giysiler
disheveling look
dağınık görünüş
disheveling winds
dağınık rüzgarlar
disheveling effects
dağınık etkiler
disheveling style
dağınık stil
disheveling moment
dağınık an
disheveling experience
dağınık deneyim
disheveling appearance
dağınık görünüm
disheveling situation
dağınık durum
her disheveling hair caught everyone's attention.
dağınık saçları herkesin dikkatini çekti.
the storm left the garden in a disheveling state.
fırtına bahçeyi dağınık bir halde bıraktı.
he walked in, disheveling his clothes as he rushed.
acele ederken dağınık bir halde içeri girdi.
the child was disheveling his toys all over the floor.
çocuk oyuncaklarını bütün odaya saçarak dağınık bir hale getirdi.
she had a disheveling effect on the neat room.
düzenli odayı dağınık hale getirdi.
his disheveling appearance surprised everyone at the party.
dağınık görünümü partide herkesi şaşırttı.
the wind was disheveling her dress as she walked.
yürürken rüzgar elbisesini dağınık hale getiriyordu.
disheveling the papers on the desk, he searched for the report.
masadaki kağıtları dağınık hale getirerek raporu aradı.
her disheveling laughter filled the room with joy.
neşeli kahkahaları odayı sevince boğdu.
he had a disheveling effect on the carefully arranged plans.
dikkatlice hazırlanmış planları bozdu.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir