finely edged
ince kenarlı
knife-edged
bıçak ağızlı
rough-edged
pürüzlü kenarlı
double-edged sword
çift yönlü kılıç
The cat edged closer to the bird.
Kedi kuşağa doğru yaklaştı.
She edged her way through the crowded room.
Kalabalık odanın içinden yolunu açarak ilerledi.
The team edged out their opponents in the final seconds.
Takım, son saniyelerde rakiplerini geride bıraktı.
He edged the knife along the edge of the paper.
Bıçağı kağıdın kenarı boyunca kaydırdı.
The sun edged below the horizon, signaling the end of the day.
Güneş ufkun altına indi ve günün sonunu işaret etti.
She edged closer to the truth with each new piece of evidence.
Her yeni kanıtla gerçeğe daha da yaklaştı.
The car edged forward in the heavy traffic.
Araba yoğun trafikte yavaşça ilerledi.
His anxiety edged into panic as the deadline approached.
Son teslim tarihi yaklaştıkça kaygısı paniğe doğru ilerledi.
The team edged their way to victory with a last-minute goal.
Takım, son dakika golüyle zafere ulaştı.
She edged out her competitors to win the race.
Yarışı kazanmak için rakiplerini geride bıraktı.
Rick did have a slight competitive edge.
Rick'in hafif bir rekabet avantajı vardı.
Kaynak: Sex and the City Season 1Sanjay Patel edged me out by 12 points.
Sanjay Patel beni 12 puan farkla geçti.
Kaynak: Modern Family - Season 02A good command of English will enable you to get an edge over your peers.
İyi bir İngilizce bilgisi, meslektaşlarınız üzerinde bir avantaj elde etmenizi sağlayacaktır.
Kaynak: Sample Application Writing for Postgraduate Entrance Examination in EnglishBut new arrivals are following the retreating ice edge.
Ancak yeni gelenler geri çekilen buz kenarlarını takip ediyor.
Kaynak: "BBC Documentary Frozen Planet" Documentary OverviewI think I've lost my Colombian edge.
Kolombiyalı olma özelliğimi kaybettim sanırım.
Kaynak: Modern Family - Season 10Half a dozen food stalls line the water's edge.
Yarım düzinə yakın yiyecek tezgahı su kenarına dizilmiş.
Kaynak: The Economist (Summary)Gently hold the outer edge with your thumb.
Başparmağınızla dış kenarı nazikçe tutun.
Kaynak: American Family Universal Parent-Child EnglishThey're carefully aligned edge to edge at a right angle.
Sağ açı ile kenarı kenara dikkatlice hizalanmışlar.
Kaynak: PBS Fun Science PopularizationYou have to know where the edge is, the bark edge.
Kenarın nerede olduğunu bilmelisin, kabuk kenarını.
Kaynak: Scientific 60 Seconds - Scientific American October 2021 CompilationYou know we both have rough edges.
Biliyorsun, ikimizin de pürüzlü yanları var.
Kaynak: Festival Comprehensive RecordSıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir