an electrifying performance
şaşırtıcı bir performans
electrifying atmosphere
şaşırtıcı atmosfer
electrifying energy
şaşırtıcı enerji
the electrifying effect produced by Coleridge's passionate eloquence.
Coleridge's tutkulu konuşmasının yarattığı heyecan verici etki.
The national orchestra gave an electrifying performance of classic music.
Ulusal orkestra, klasik müzikten oluşan heyecan verici bir performans sergiledi.
The electrifying performance left the audience in awe.
Heyecan verici performans, seyircide hayranlık bıraktı.
Her electrifying presence lit up the room.
Onun heyecan verici varlığı odayı aydınlattı.
The electrifying atmosphere at the concert was palpable.
Konserdeki heyecan verici atmosfer elle tutulur gibiydi.
His electrifying speech captivated the audience.
Onun heyecan verici konuşması seyircinin ilgisini çekti.
The electrifying news spread quickly throughout the town.
Heyecan verici haber kasabada hızla yayıldı.
The electrifying energy of the city was contagious.
Şehrin heyecan verici enerjisi bulaşıcıydı.
The electrifying moment was captured on camera.
Heyecan verici an kameralara kaydedildi.
Her electrifying smile brightened up his day.
Onun heyecan verici gülümsemesi gününü aydınlattı.
The electrifying chemistry between them was undeniable.
Onlar arasındaki heyecan verici kimya inkar edilemezdi.
The electrifying finish to the game had fans on the edge of their seats.
Maçın heyecan verici sonucu, taraftarları koltuklarında sabitledi.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir