the embattled Yugoslavian republics.
sıkıntı içindeki Yugoslavya cumhuriyetleri.
embattled troops; an embattled city.
sıkıntı içindeki birlikler; sıkıntı içindeki bir şehir.
an embattled legislative minority; an embattled governor.
sıkıntı içindeki yasama azınlığı; sıkıntı içindeki bir vali.
the worst may not be over for the embattled Chancellor.
sıkıntı içindeki Şansölye için en kötü henüz bitmemiş olabilir.
the church has a low embattled tower.
kilisenin alçak, savaş hasarlı bir kulesi var.
The country was sundered by civil war into two embattled states.
Ülke, iç savaş nedeniyle iki sıkıntı içindeki devlete bölünmüştü.
the embattled Yugoslavian republics.
sıkıntı içindeki Yugoslavya cumhuriyetleri.
embattled troops; an embattled city.
sıkıntı içindeki birlikler; sıkıntı içindeki bir şehir.
an embattled legislative minority; an embattled governor.
sıkıntı içindeki yasama azınlığı; sıkıntı içindeki bir vali.
the worst may not be over for the embattled Chancellor.
sıkıntı içindeki Şansölye için en kötü henüz bitmemiş olabilir.
the church has a low embattled tower.
kilisenin alçak, savaş hasarlı bir kulesi var.
The country was sundered by civil war into two embattled states.
Ülke, iç savaş nedeniyle iki sıkıntı içindeki devlete bölünmüştü.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir