evince

[ABD]/ɪˈvɪns/
[İngiltere]/ɪˈvɪns/
Frekans: Çok Yüksek

Çeviri

vt. göster; belirt; uyandır
Word Forms
Present Participleevincing
Past Tenseevinced
Third Person Singularevinces
Past Participleevinced
Pluralevinces

Örnek Cümleler

Her actions evince a deep sense of compassion.

Onun eylemleri derin bir şefkat duygusu ortaya koyuyor.

The painting evinces a strong emotional response from viewers.

Tablo, izleyicilerden güçlü bir duygusal tepki uyandırıyor.

His speech evinced a great deal of passion for the cause.

Konu için büyük bir tutku sergileyen bir konuşma yaptı.

The data evince a clear correlation between the two variables.

Veriler, iki değişken arasında net bir ilişki olduğunu gösteriyor.

The evidence evinces his guilt beyond any doubt.

Kanıtlar, suçluluğunu herhangi bir şüpheye bırakmıyor.

His behavior evinced a lack of respect for authority.

Davranışları otoriteye karşı saygısızlık sergiledi.

The report evinces a need for immediate action.

Rapor, acil eylem ihtiyacını ortaya koyuyor.

The novel evinces a profound understanding of human nature.

Roman, insan doğasına dair derin bir anlayış sergiliyor.

Her smile evinces genuine happiness.

Gülüşü gerçek mutluluğu ortaya koyuyor.

The results evince a positive impact on the environment.

Sonuçlar, çevre üzerinde olumlu bir etki olduğunu gösteriyor.

Popüler Kelimeler

Sıkça aranan kelimeleri keşfedin

Tüm İçeriğin Kilidini Açmak İçin Uygulamayı İndirin

Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!

DictoGo'yu Hemen İndir