seceding

[US]/sɪˈsiːdɪŋ/
[UK]/sɪˈsiːdɪŋ/
Frequency: Very High

Translation

v. bir organizasyondan veya ittifaktan resmi olarak çekilme eylemi

Phrases & Collocations

seceding states

ayrılan eyaletler

seceding regions

ayrılan bölgeler

seceding countries

ayrılan ülkeler

seceding factions

ayrılan fraksiyonlar

seceding alliance

ayrılan ittifaklar

seceding territories

ayrılan bölgeler

seceding movements

ayrılma hareketleri

seceding groups

ayrılan gruplar

seceding parties

ayrılan partiler

seceding provinces

ayrılan vilayetler

Example Sentences

the state is considering seceding from the union.

eyalet, birlikten ayrılmayı değerlendiriyor.

seceding from the country could lead to economic instability.

ülkeden ayrılmak ekonomik istikrarsızlığa yol açabilir.

many citizens opposed the idea of seceding.

pek çok vatandaş ayrılma fikrine karşı çıktı.

seceding was a controversial decision that divided the community.

ayrılmak, toplumu bölen tartışmalı bir karardı.

he wrote a paper on the implications of seceding.

ayrılmanın sonuçları üzerine bir makale yazdı.

seceding from the alliance would change the political landscape.

ittifaktan ayrılmak siyasi tabloyu değiştirecek.

the debate about seceding has been ongoing for years.

ayrılma tartışması yıllardır devam ediyor.

seceding might give them more control over their resources.

ayrılmak onlara kaynakları üzerinde daha fazla kontrol sağlayabilir.

some regions are actively discussing the possibility of seceding.

bazı bölgeler ayrılma olasılığını aktif olarak tartışıyor.

seceding can have both positive and negative consequences.

ayrılmanın hem olumlu hem de olumsuz sonuçları olabilir.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now