seducing

[US]/sɪˈdjuːsɪŋ/
[UK]/sɪˈduːsɪŋ/
Frequency: Very High

Translation

v. birini cinsel aktiviteye teşvik etme eylemi; birini kötü veya ahlaka aykırı bir şey yapmaya çekmek; birini cezbetmek veya büyülemek

Phrases & Collocations

seducing glance

bağlayıcı bakış

seducing smile

bağlayıcı gülümseme

seducing words

bağlayıcı sözler

seducing charm

bağlayıcı çekicilik

seducing voice

bağlayıcı ses

seducing aura

bağlayıcı aura

seducing presence

bağlayıcı varlık

seducing touch

bağlayıcı dokunuş

seducing dance

bağlayıcı dans

seducing look

bağlayıcı bakış

Example Sentences

she was seducing him with her charm.

O, onu çekiciliğiyle baştan çıkarmaya çalışıyordu.

the advertisement is seducing customers to buy the product.

Reklam, müşterileri ürünü satın almaya yönlendirmeye çalışıyor.

he has a talent for seducing people with his words.

O, insanları sözleriyle baştan çıkarma konusunda yetenekli.

seducing someone requires skill and confidence.

Birini baştan çıkarmak beceri ve özgüven gerektirir.

the novel is about a woman seducing a powerful man.

Roman, bir kadının güçlü bir adamı baştan çıkarma hikayesini anlatıyor.

she was accused of seducing her boss.

O, amirini baştan çıkarmakla suçlandı.

he enjoys seducing audiences with his performances.

O, performanslarıyla seyircileri baştan çıkarmaktan keyif alıyor.

seducing a partner can strengthen a relationship.

Bir partneri baştan çıkarmak bir ilişkiyi güçlendirebilir.

they are seducing new clients with special offers.

Onlar, özel tekliflerle yeni müşterileri çekmeye çalışıyorlar.

the artist is known for seducing viewers with vibrant colors.

Sanatçı, canlı renkleriyle izleyicileri etkilemesiyle tanınıyor.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now