volleying practice
voleybol antrenmanı
volleying skills
voleybol becerileri
volleying drills
voleybol egzersizleri
volleying technique
voleybol tekniği
volleying game
voleybol maçı
volleying motion
voleybol hareketi
volleying strategy
voleybol stratejisi
volleying position
voleybol pozisyonu
volleying partner
voleybol ortağı
volleying court
voleybol sahası
he has a talent for volleying the ball accurately.
O topu doğru bir şekilde vole etme konusunda yetenekli.
the team practiced volleying to improve their game.
Takım, oyunlarını geliştirmek için vole etme alıştırması yaptı.
she enjoys volleying with her friends at the park.
Parkta arkadaşlarıyla vole etmeyi seviyor.
volleying is an essential skill in tennis.
Vole, teniste önemli bir beceridir.
the coach emphasized the importance of volleying during practice.
Antrenör, antrenman sırasında vole etmenin önemini vurguladı.
he was volleying back and forth with his opponent.
Rakibiyle karşılıklı vole ediyorlardı.
after volleying, they quickly repositioned themselves.
Vole ettikten sonra kendilerini hızla yeniden konumlandırdılar.
she demonstrated her volleying skills during the match.
Maç sırasında vole yeteneklerini sergiledi.
they spent the afternoon volleying on the beach.
Sahilde öğleden sonra vole etmeye harcadılar.
volleying requires good timing and coordination.
Vole etmek iyi zamanlama ve koordinasyon gerektirir.
volleying practice
voleybol antrenmanı
volleying skills
voleybol becerileri
volleying drills
voleybol egzersizleri
volleying technique
voleybol tekniği
volleying game
voleybol maçı
volleying motion
voleybol hareketi
volleying strategy
voleybol stratejisi
volleying position
voleybol pozisyonu
volleying partner
voleybol ortağı
volleying court
voleybol sahası
he has a talent for volleying the ball accurately.
O topu doğru bir şekilde vole etme konusunda yetenekli.
the team practiced volleying to improve their game.
Takım, oyunlarını geliştirmek için vole etme alıştırması yaptı.
she enjoys volleying with her friends at the park.
Parkta arkadaşlarıyla vole etmeyi seviyor.
volleying is an essential skill in tennis.
Vole, teniste önemli bir beceridir.
the coach emphasized the importance of volleying during practice.
Antrenör, antrenman sırasında vole etmenin önemini vurguladı.
he was volleying back and forth with his opponent.
Rakibiyle karşılıklı vole ediyorlardı.
after volleying, they quickly repositioned themselves.
Vole ettikten sonra kendilerini hızla yeniden konumlandırdılar.
she demonstrated her volleying skills during the match.
Maç sırasında vole yeteneklerini sergiledi.
they spent the afternoon volleying on the beach.
Sahilde öğleden sonra vole etmeye harcadılar.
volleying requires good timing and coordination.
Vole etmek iyi zamanlama ve koordinasyon gerektirir.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir