blinkings

[US]/ˈblɪŋkɪŋz/
[UK]/ˈblɪŋkɪŋz/

Translation

adv. son derece; çok fazla
adj. son derece hoş olmayan veya şok edici; lanetli; çok parlak ve yanıp sönen; bir şeye hızlıca göz atma

Phrases & Collocations

blinking lights

yanıp sönen ışıklar

blinking cursor

yanıp sönen imleç

blinking signals

yanıp sönen sinyaller

blinking notification

yanıp sönen bildirim

rapid blinkings

hızlı yanıp sönmeler

consistent blinkings

sabit yanıp sönmeler

blinking red light

yanıp sönen kırmızı ışık

avoid blinking distractions

yanıp sönen dikkat dağıtıcıları önleyin

Example Sentences

the blinking lights caught my attention.

Blink eden ışıklar dikkatimi çekti.

she noticed the blinking cursor on her screen.

Ekranında beliren imleci fark etti.

the blinking sign indicated a warning.

Blink eden işaret bir uyarıyı gösteriyordu.

he was mesmerized by the blinking stars in the sky.

Gökyüzündeki blink eden yıldızlara hayran kaldı.

the blinking notification reminded me of my appointment.

Blink eden bildirim, randevumu hatırlattı.

her eyes were blinking rapidly due to the bright light.

Gözleri parlak ışık nedeniyle hızla kırpıyordu.

the blinking animation made the website more engaging.

Blink eden animasyon web sitesini daha ilgi çekici hale getirdi.

he tried to fix the blinking bulb in the lamp.

Abajurdaki blink eden ampulü tamir etmeye çalıştı.

the blinking traffic light signaled us to stop.

Blink eden trafik ışığı bize durmamızı işaret etti.

she found the blinking message on her phone annoying.

Telefonundaki blink eden mesajı sinir bozucu buldu.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now