| Plural | glisters |
glistering stars
parıldayan yıldızlar
glister of hope
umudun parıltısı
glistering eyes
parıldayan gözler
glistering dew
parıldayan çiğ
glistering gold
parıldayan altın
glistering light
parıldayan ışık
glister in dark
karanlıkta parıldama
glistering surface
parıldayan yüzey
glister of rain
yağmurun parıltısı
glistering waves
parıldayan dalgalar
the stars glistered in the night sky.
gece gökyüzünde yıldızlar parlıyordu.
her eyes glister with excitement.
gözleri heyecanla parlıyordu.
the dew on the grass glistered in the morning sun.
sabah güneşinde çimenlerdeki çiğler parlıyordu.
the lake glistered under the moonlight.
göl ay ışığında parlıyordu.
diamonds glister when they catch the light.
elmaslar ışığı yakaladıklarında parlıyor.
the glister of the ocean waves was mesmerizing.
deniz dalgalarının parıltısı büyüleyiciydi.
she wore a dress that glistered with sequins.
payetli bir elbise giymişti.
his smile glistered with charm.
gülüşü çekicilikle parlıyordu.
the glister of the fireworks lit up the night.
havai fişeklerin parıltısı geceyi aydınlattı.
gold glisters in the sunlight.
altın güneş ışığında parlıyor.
glistering stars
parıldayan yıldızlar
glister of hope
umudun parıltısı
glistering eyes
parıldayan gözler
glistering dew
parıldayan çiğ
glistering gold
parıldayan altın
glistering light
parıldayan ışık
glister in dark
karanlıkta parıldama
glistering surface
parıldayan yüzey
glister of rain
yağmurun parıltısı
glistering waves
parıldayan dalgalar
the stars glistered in the night sky.
gece gökyüzünde yıldızlar parlıyordu.
her eyes glister with excitement.
gözleri heyecanla parlıyordu.
the dew on the grass glistered in the morning sun.
sabah güneşinde çimenlerdeki çiğler parlıyordu.
the lake glistered under the moonlight.
göl ay ışığında parlıyordu.
diamonds glister when they catch the light.
elmaslar ışığı yakaladıklarında parlıyor.
the glister of the ocean waves was mesmerizing.
deniz dalgalarının parıltısı büyüleyiciydi.
she wore a dress that glistered with sequins.
payetli bir elbise giymişti.
his smile glistered with charm.
gülüşü çekicilikle parlıyordu.
the glister of the fireworks lit up the night.
havai fişeklerin parıltısı geceyi aydınlattı.
gold glisters in the sunlight.
altın güneş ışığında parlıyor.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir